TİYATRO
İnsanoğlunun yaşamını söz ve eylemle gösterme sanatı olan drama başka bir deyişle tiyatro, dramatik şiirin toprağında boy atıp gelişmiştir. Bireylerin iç dünyasını aydınlatıp yansıtır.
Drama, yani tiyatro yapıtı olayları oluş halinde gösterir. Gösterimsel özelliği ağır basar.
Tiyatro, konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatıdır.
Tiyatronun İÖ VII. ve VI. yüzyıllarda Tanrı Dionysos onuruna düzenlenen törenlerden doğduğu varsayılır.
Ortaçağ boyunca tiyatro sakıncalı ve zararlı bir sanat olarak görülür; Rönesans döneminde ise tiyatronun toplum içindeki yeri, işlevi, taşıması gereken nitelikleri üzerinde durulur.
Her çağ kendi yorum ve düşüncesini tiyatroya yükler.
Her tiyatro yapıtı belirli bir olay ya da olaylar zinciri üzerine kurulur. Romanda olduğu gibi bu tutkular, özlemler, düşler ve istemlerdir. Bu olay ya da olaylar zincirine, bunula vurgulamak istenen çatışma ve sonuca ana konu, itici güç, yönlendirici duygu gibi adlar da verilir. Çünkü tiyatro yapıtını oluşturan olay ve olaylar dizisi bir düşünceden kaynaklandığı gibi, bir düşünceyi dışlaştırmada, vurgulayıp belirtmede aracılık görevini de görür.
Tiyatro dün olduğu gibi bugün de eyleme yaslanır. Salt bir dil sanatı değil, bir eylem sanatıdır da. Eylem de kişilerin tutku, düş, özlem, umut ya da umutsuzluklarının, kendileriyle, çevreleriyle olan çatışmaların olay içinde verilmesidir.
Tiyatronun amacı; seyirciyi düşünüş biçimleriyle değil, davranış biçimleriyle, varoluş örnekleriyle güdümlemektir. Seyirciye, ‘bu böyledir’ dediniz mi, o kendi aklını sizinkinden daha çok beğendiği için hemen iç kalesine kapanarak savunmaya geçer. Seyirciye hep tartışan, ona hep karşıdan, daha doğrusu dışarıdan yaklaşmaya çalışan bir oyun, seyircinin bilinç sınırlarını açmaz bu yüzden. Onun önüne, içerden katılabileceği uygun durumlar koymak gerekir. Seyirci o durumları kendinde tekrar ederek, bilinçaltının gem almaz, hırçın güçlerini eğitir; derinliklerden takviye alır böylece, yeni atılımlar, yeni aşmalar için.
OYUN TÜRLERİ
İnsanın insanla, insanın kendisi, doğal ve toplumsal çevresiyle savaşımıdır. Çağlar boyunca bu savaşımı yansıtmıştır tiyatro. Eski çağlarda iki ana biçimi görülmüştür. Epik ve dramatik şiir türünü anlatırken de değindiğimiz üzere eski çağlarda tiyatro ürünleri şiirle biçimlenir, şiirle oluşturulurdu.
Ağlatı
Eskiden trajedi terimiyle karşıladığımız bu tür, önemli ve soylu kişilerin yıkımlarını konu alır.
Güldürü
Şöyle ki insanların gülünç yanlarını eyleme dönüştürerek veren oyun türüdür güldürü. Töre güldürüsü, karakter güldürüsü, entrika güldürüsü… gibi ayrı ayrı niteliklerini saptarlar. Örneğin töre güldürüsü, bir dönem, bir çevre, belli bir toplumsal kat ya da sınıfla ilgili gülünçlükleri yansıtır.
Dolantı ya da entrika güldürüsüne gelince, kişilerin içsel eylemlerine değil dışta kurgulanan eyleme yaslanır. Ruhsal ve toplumsal derinliği olmayan, eleştirel yaklaşımdan yoksundur genellikle bu tür güldürüler
Dram
Üçüncü tür ise dramdır. Dram; ortaçağ dramı, coşumcu dram, kentsoylu dram, tarihsel dram… gibi. Çağdaş anlamda ise dram ağlatı ve güldürünün asal öğelerini içeren, insanı doğal ve toplumsal çevresinden soyutlamadan veren yapıtlardır.
EPİK TİYATRO
Neye karşı çıkmıştır peki epik tiyatro? Hangi yönleriyle geleneksel tiyatrodan ayrılır? Bir kez izleyicileri eski deyişle seyircileri olayın dışında tutma, bireysel coşku ve gerilimlere uğratmama yönüyle geleneksel tiyatrodan ayrılık gösterir.
Gerilimlere, coşkulara kapılmadan, soğukkanlı bir biçimde oyunu değerlendirebilir izleyici. Oysa geleneksel dramda bunun tersidir. İzleyici, gerildikçe, olayın içine girdikçe, kişilerle özdeşleştikçe anlatılanların anlamına varır. Ne ki değerlendirmeye gidemez. İzleyiciyi oyunun dışında tutma, eleştirici kılma yoktur geleneksel dramda. Oysa epik tiyatroda izleyici ile oyun arasında eleştirel doğrultulu bir alışveriş vardır. Bu alışveriş izleyicilerin anlatılanları yaşama deneyimleriyle denetleme biçiminde olur ya da anlatılan olayların tüm açık seçikliğiyle algılanması biçiminde.
Epik tiyatro, insanı değişmez, dural bir varlık diye düşünmez. Tersine insanı değişen, kendini değiştirerek dünyayı, dünyayı değiştirerek kendini değiştiren bir varlık olarak düşünür.
Yorumlar (0)
Yazıya ilk yorumu siz yazarak düşüncelerinizi diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz.
Yorum Yazın